Adaleti Savunanlar Derneği - ASDER

Switch to desktop

Haklarımızı alıyoruz ama keşke üniformamızı da verselerdi

Öğeyi Oyla
(0 oy)

 

Akşam Gazetesi

Onlar 28 Şubat'ta ordudan atılan askerler... 13 yıldır itibarlarının geri verilmesini bekliyorlar. Beklerken, evlerini geçindirmek için ustalık yapan da var simit satan da... Şimdi biraz buruk olsalar da haklarını alıyorlar, üniformalarına ise hala uzaktan bakıyorlar. 12 Mart ve 12 Eylülzedeler gibi...


Kürk siyasi tarihinin kara noktaları olan darbelerle yüzleşme dönemi yaşanıyor Türkiye'de. 12 Eylül 2010'da yapılan Anayasa Değişikliği Referandumu'nda kabul edilen bir maddeyle, YAŞ kararıyla TSK'dan atılan askeri personelin haklarının iade edilmesi mümkün kılındı. Bu karar önce sadece 28 Şubatzedeleri kapsasa da çeşitli dernekler etrafında örgütlenmiş 'eski askerlerin' çabasıyla 71 ve 80 darbelerinin mağduru olan askerleri de kapsamına aldı. Milli Savunma Bakanlığı'nın açıkladığı rakamlara göre, 1.518 subay ve astsubay bu yasayla kaybettiği yıllara olmasa da o yılların yasal haklarına kavuştu.
28 Şubat'ta YAŞ kararıyla TSK'dan uzaklaştırılan isimlerin arasında kamuoyunun çok yakından tanıdığı yazar Prof. İskender Pala da var. Emekliliğini hak etmesine 6 ay kala atılan Pala, önceki yıl yayınladığı 'İki Darbe Arasında' isimli kitabında askerlik sürecini ve sonrasında yaşananları detaylıca anlatmıştı. Bu kitap vesilesiyle röportaj yaptığım Pala'yı aradım yine, tahmin edersiniz ki bununla ilgili yazacaklarını yazdığını ve artık konuşmak istemediğini söyledi, tabii dönmeyeceğini de. O hesaplaşmasını, yazdığı kitapla kapatmıştı... Açık yüreklilikle ne yaşadığını anlatan ve bunun hesabını kalemiyle soran Pala kadar şanslı olmayan askerler de vardı.
ASDER'in yayınladığı 'Ben Disiplinsiz Değilim' isimli kitap 28 Şubatzede bazı subay ve astsubayların hikayelerinden oluşuyor. Okurken zaman zaman göz yaşartan satırlar... 'Başını bir kere aç' denilen ya da gönül istemese de boşanma davası açılan eşlerin, anne-babaya söylenemeyen 'atıldım' itirafının, çocukların okul başarısızlığı olarak dönen işsizlik bunalımlarının bir derlemesi. Yüreğiniz dayanırsa okursunuz. Sonuçta önce sadece 28 Şubatzedeleri ardından kamuoyu ve muhalefetin ısrarıyla 71 ve 80 darbesi mağdurlarını da kapsamına alan yasa bazı eksikleri olsa da bu insanların yaralarına merhem olacak gibi. Eksikleri var elbette...
Bir de askeri okullardan atılan öğrencilerin durumu var ki, o ayrı bir haberin konusu. Kendileri büyük bir platform çatısında birleşip haklarını aramaya çalışıyorlar ama bu yasa ne 12 Mart, ne 12 Eylül ne de 28 Şubat döneminde atılan askeri öğrencileri kapsamadı...

BALIK KARADA YAŞAR MI?

Kanunlar, kararnameler, teamüller bir kenara; meslek hanesinde 'asker' yazan biri, eğer siz onu işten atarsanız ne iş yapabilir? Orta öğretiminden itibaren sıkı bir disiplinle 'asker' olarak yetiştirilen bu insanlar, sivil hayatın içinde sudan çıkmış balığa dönmez mi? Kolay mı belli bir yaşa gelmiş birinin yeni bir meslek edinmesi, ailesini geçindirebilmesi; peki, 'Peygamber ocağı' tabir edilen TSK'dan atılmak toplum içinde insanın itibarını nasıl zedeler? 
Ersan Ergür, Elazığ Lisesi'ni bitirip, üniversite sınavının ilk basamağında taban puan 105 iken 147,6 gibi yüksek bir puan alarak Kara Harp Okulu'nu seçer. Ailesinin başka bir üniversiteyi kazanırsa oraya göndereceğini bildiğinden ikinci basamak sınavında kasti olarak soruları yapmaz. Askerlik mesleğini öylesine seviyordur ki mülakatlardan, sağlık muayenelerinden ya da Harbiye'de yapılacak sınavı kazanamayacağımdan endişe duymadan çıkar bu yola... Üniformasını giydiğinde başta asker olmasına pek sıcak bakmayan ailesinin de gözleri ışıldar, gururlanırlar. Geleceğini bu okula endeksleyen, askerlik mesleğini böylesine seven biri neden atılır peki? Kendisi durumu şöyle özetliyor: 'Harbiye yıllarından beri namazımı kılarım. Hem de Harbiye'de bulunan camimizde kılardım. O yıllarda bazen bazı arkadaşlarımıza karşı 'irtica' adı altında baskılar olurdu ama ben yaşamadım. Teğmen çıktıktan sonra da aynı şekilde devam ettim. Yaklaşık beş yıl operasyon bölgelerinde görev yaptım. 1995 Nisan ayında evlendim ve o güne kadar başarılı, çalışkan bir subay olan ben, birden bire sakıncalı personel oluverdim' Sonuçta 1998 yılı Aralık ayında üsteğmen rütbesindeyken YAŞ kararıyla ilişiği kesilir. 
Sivil hayat, kolay mıdır peki? Harp sanatını, savaşmayı öğrenmiş ve o şartlara göre yetiştirilmişsiniz. Balık karada yaşar mı? Ersan Ergür, 'Şükürler olsun biz başardık. Sabırla zor da olsa süreci atlattık. Belki fire verdik, kimimizin kendinde, kimimizin ailesinde psikolojisi bozulanlar oldu.' TSK'dan ayrıldıktan sonra Bursa'ya yerleşen ve orada halı fabrikasında bir iş bulan Ersan Ergür'ün ilk tecrübesi sadece 2,5 ay sürmüş. Tamamen farklı bir ortam, sivil hayat... Sonra kendi işini kurup Ersan Komutan, Ersan Usta olmuş... Ersan Ergür'ün şansı, askerlik mesleğini genç yaşta bırakmak zorunda kalması, sivil hayata adaptasyonu zor da olsa bu nedenle daha kolay olmuş... Eşi adaptasyon sürecindeki en büyük desteği. 'Eğer o, bu huzursuzlukları sorun etseydi. Ekonomik problemleri dert etseydi ne kadar dayanabilirdim?' diyor. Babasıysa bu süreçte üzüntüden kalp krizi geçirmiş.
Cebinizdeki kalemin bile nerede duracağını söyleyen askeri bir disiplinden sonra özel sektöre neden ayak uyduramadıkları açık değil mi? Bu durumu kendisi de şöyle anlatıyor: 'Özel sektörde başarı 'önce benim olsun sonra şirketimin ya da kurumumun' denir. TSK'de ise terfi sistemi bellidir. Birlik başarılı olursa siz de başarılısınızdır. Kimse birisinin yeğeni diye birlik komutanı yapılmaz. Ancak özel sektör, başarıdan ziyade ahbap, gönül ilişkisi üzerine kurulu. Liyakat yok. Arkadaş ya da dost olmak makam doldurmaya yeterli.' Asker olduğu günleri çabuk unutmak zorunda kalmış Ersan Ergür ama içinde bir yerlerde hep okulda kazandığı yetenek ve bilgileri saklamış... 'Bir gün bu ülke subay olarak bana ihtiyaç duyduğunda göreve hazır olmam gerektiğini asla unutmadım. Özel sektörde çalışırken de askerliğin bana kazandırdığı misyonla başarılı olmaya gayret ettim.'

BURUK SEVİNÇ

Ersan Ergür, yapılan yasal düzenlemeyle haklarını almalarına buruk bir sevinç duyuyor. Bunun ilk ve en temel sebebi, Silahlı Kuvvetler'e dönmek, üniformayı giymek arzusu. 'Hayaldi belki ama ben bu hayalle yaşardım. Dünyaya binlerce kez gelsem yine asker olurdum. Atıldığım gün de pişman olmadım, şimdi de...' 
13 yıl bu özlemle geçtikten sonra geri dönüşün yolu açılınca iki seçenek sunulmuş kendisine; ya hemen yarbay rütbesinden ya da 3,5 yıl daha çalışarak kıdemli albay olarak emekli olmak. Şartları daha iyi olduğu için elbette ikinciyi tercih etmiş. Üniforması yok ama askeri kimliği var. 

KIŞLAYA BİR GÜN   OLSA DÖNSEYDİK

İbrahim Töre, Harp Okulu 1982 mezunu. Askerliği meslek olarak seçmesini 'Askerliğe sadece bir meslek olarak bakamıyordum. Ailem de asker olmamı istedi. Sülalemde de hem subay hem birçok şehit vardı. Yani bizim için askerlik yüce bir meslekti...' 1998'de binbaşı rütbesindeyken atılmış ve bu düşünceleri değişmiş mi; hayır! 
Dönüş yasasının bazı eksikleri olduğundan ve bazı bürokratik sorunlar nedeniyle ataması yapılsa da bazı arkadaşlarının göreve başlatılamadığından bahsediyor...
'Tabii ki kışlaya bir gün de olsa dönmek isterdim. Hala da büyük bir iştiyakla böyle olmasını bekliyor ve bunun için de çalışıyorum. Biz makam ve rütbe peşinde değiliz. Ancak bu yanlışlar basit ve küçük hatalar değildir. Yanlıştan, hatadan dönmek, özür dilemek devleti küçültmez aksine büyütür' diyor. Dönmek içinde ukde kalmış ama emekliliğini istemiş. Şimdi kendi devreleriyle özlük hakları açısında aynı seviyede yani Emekli Kıdemli Albay ancak TSK kimliğinde sanki iade-i itibar olmamış gibi ihraç edildiği rütbe yani binbaşı yazıyor.
Subaylar kendilerine tanınan dönüş hakkını avantajlı olduğu için tercih ediyor. Emekliliği seçenler genellikle astsubaylar. ASDER İdari Genel Sekreteri Reşat Fidan emekliliğine 16 gün kala 1998 yılında YAŞ kararıyla atılmış. 20 yıl boyunca 18 takdirname alan ve görevinin son yıllarını terörle mücadelede geçiren Fidan, atıldığı için kırgın ama 'Ordunun malını çalmadım, çaldırmadım. Namussuzluk yapmadım' diyor. Ayrıldıktan bir ay sonra İstanbul'da bir ithalat firmasında satış ve pazarlama koordinatörü olarak çalışmış ve geri dönüşü 'hiç' özlememiş... 'Yıllar sonra iade-i itibarımızın verilmesi haklı olduğumuzu gösteriyor' diyor.

ÜÇLÜ KARARNAMEYLE ATILANLAR NE OLACAK?

12 Mart 1971 darbesinden sonra 450, 12 Eylül 1980 darbesinden sonra 573 subay-astsubay üçlü kararnameyle atıldı. Onların durumu maalesef belirsiz. ADAM Derneği de bu tür askerlerin haklarını aramak üzere kurulmuş ve ASDER ile koordine bir şekilde çalışıyorlar. Yasa mevcut haliyle üçlü kararnameyle ordudan ilişiği kesilen askerleri kapsam dışında bırakıyor. 12 Martzedeler genellikle 'solcu' ve 12 Eylülzedeler ise bir 'sağdan' bir 'soldan' hesabıyla ordudan atılanlar. 1983 yılında Şırnak'ta düşürüldüğü pusuda ağır yaralanan ve bunun üzerine düzenlenen ilk sınır ötesi harekatın gazisi Üsteğmen Ahmet Şener'in, 1984 yılında yargı kararı olmadan YAŞ kararıyla ilişiği kesildi. Kendisi adını ilk kez sorguda duyduğu 'Üçüncü Yol' örgütüne üye olmaktan atıldı. Yasanın ilk halinde başvurusu reddedilen Şener, daha sonra yapılan düzenlemeyle bu hafta itibarıyla haklarını alabildi.
ADAM yani Askeri Darbelerin Asker Mağdurları Platformu Moderatörü Mustafa Demirkanlı, kendisi de 12 Eylülzede. 1982'de teğmen rütbesindeyken TSK'dan uzaklaştırılmış. Üsteğmen Şener durumunda olan ve başvurusu önce reddedilen ama üç gün önce yeniden dosyaları incelenip iade şansı yakalayan 40 kişi olduğunu söylüyor. 12 Mart'ta kararnamelerle atılanlara 'o dönem yargıya başvurma hakkınız vardı, o nedenle şimdi haklarınızı vermiyoruz' denmesinin yanlış olduğunu söylüyor. 12 Eylül döneminde askeri okullardan atılan öğrencilerin durumunun çok daha vahim olduğuna dikkat çekiyor Demirkanlı: 'Mezuniyetlerine günler kala atıldılar. Dağılan ailelerin sayısını bugüne kadar tespit edemedik, içlerinde bugün de çok zor koşullarda; boyacılık, simitçilik, çaycılık yaparak yaşamını sürdürenler var, 30 yıldır kopan aile ilişkilerini yeniden kuramayan; annesinin, babasının cenazesine bile gidememiş arkadaşlar var.'

ASDER* İdari Genel Sekreteri Reşat Fidan'la yasanın kapsama alanını konuştuk
- Yasa kapsamı dışında kimler kalıyor; onların durumlarıyla ilgili bir çalışma yapılıyor mu?
Derneğimiz ilgili yasa çıkmadan önce hazırlamış olduğu yasa teklifinde 'herhangi bir mahkeme kararı olmadan idari işlemlerle ilişiği kesilen bütün TSK personelini kapsaması' şeklinde teklifte bulunmuş. Yoğun gayret gösterilmesine rağmen, somut olarak sayı ve durumları belli olmadığından ve yargıya açık olduğu için, üçlü kararname ve bakan onayıyla ilişiği kesilen ve emekliliğe zorlanan subay, astsubay ve uzmanlarla, okullarından idari kararlarla çıkarılan askeri öğrencileri kapsamıyor. Yargıya açık işlemlerle yapılan re'sen emeklilikten doğan mağduriyetlerin giderilmesi için derneğimiz bir çalışma başlattı. 
- Yasadan faydalanan kaç kişi var? Ne tür haklarına kavuştular?
1.518 kişinin başvurusu kabul edildi, 629 kişi araştırmacı kadrosunda görev yapmak üzere ilgili bakanlıklara atandı. 250 kişinin başvurusu da reddedildi. Kabul edilenler  ilişiklerin kesildiği tarihten yasanın çıktığı tarihe kadar TSK'da çalışmış gibi kabul edildiğinden bu tarihler arasındaki sürelere ait ödenmemiş sosyal güvenlik primleri yatırılacak. Emekli olmak isteyenlerse ikramiyeleri ödenip emsallerinin derece ve kademesinden emekli olabilecekler. Çalışmak isteyenler emsallerinin derece ve kademesi üzerinden araştırmacı kadrosuyla kamu kurum ve kuruluşlarına atandı. Emekli kimlik kartları ayrıldıkları tarihteki rütbelerini gösterir şekilde verildi, ayrıca emsalleri gibi silah ve silah taşıma ruhsatıyla yeşil pasaport aldılar.
- Çalıştıkları yeni işyerlerine adapte olmaları kolay mı, ne tür işlerde istihdam ediliyorlar?
Genelde CV'leri dikkate alınarak yapabilecekleri görevlere veriliyorlar. Ancak Tapu Sicil Müdürlükleri, Adalet Bakanlığı'na bağlı başsavcılıklarda, alanlarına uygun iş olmadığından sıkıntıyla karşılaşanlar oldu, bu sorunun çözümü için üst makamlarla yazışmalar devam ediyor...

Gülay Altan
Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.

http://www.aksam.com.tr/haklarimizi-aliyoruz-ama-keske-uniformamizi-da-verselerdi--83151h.html

Son Düzenlenme Pazartesi, 05 Aralık 2011 08:48

Yorumlar  

+1 #3 Sefa Çıkan 16-01-2012 20:07
TSK bünyesinde atama ve görevlendirmede liyakat esası geçerli iken sivil yaşamda akrabalık ve ahbaplık ilişkisinin öne çıktığı yönündeki değerlendirmeye katılmıyorum. TSK'da zorunlu bekleme sürelerini dolduran tüm personel resen bir üst rütbe ve uygun olan makama YÜKSELTİLİR. Sizin neleri yapabiliyor olduğunuzla, becerilerinizin sınırıyla, kapasitenizle hiç kimse ilgilenmez.
Alıntı
0 #2 irfan erdoğan 05-12-2011 18:26
bu yazı için teşekkürler bende resen em. hava astsubayı idim. yıllık izin dönüşü msbakanlığı yazısı verdiler elime.şu an ssk emeklisiyim. müracaatıma red geldi.dilekçem ayim de. hukuk yolları ını tüketip-avukatı mla-avrupa insan hk. mahkemesine gidilecek.keşke böyle olmasaydı.bu güzel yazı için ellerinize sağlık diyorum.saygıla rımla
Alıntı
0 #1 taylan 05-12-2011 17:43
herkez hakkını alıyor .çalışma çok güzel.madde açık yargı yolu kapalı ve mahkeme kararı olmadan yaş kararıyla ordudan uzaklaştırılan ve kabul edilmeyen 250 kişi neye dayanarak kabul görmedi onu anlamıyorum.bu yasa sadece düşünce suçlarınımı kapsıyor anlamına geliyor .yani ben öğle bir sey yapmısımki düşünce suçlarınınkinde n daha kötü o yüzden benim başvurum kabul edilmemiş.peki şimdi ben yapmalıyım tsk basın açıklasındada yasa kapsamına giren ama reddedilen 250 kişi tabiri geçiyor.ne yapmalıyız hocam.
Alıntı

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile